
Alexander Sutherland Neill şöyle demiş:
Bir çocuk kendi istediği gibi bir hayatı yaşama hakkına sahiptir, ne onun adına onun nasıl yaşaması gerektiğini düşünen kaygılı ebeveynlerinkini, ne de her şeyin en iyisini bildiklerinin düşünen eğitimcilerinkini.
Çocuklarını hayata hazırlamak yerine mutlu etmeye çalışan ebeveynlerin ve çoğu zaman narsisizmin doruklarında dolaşan eğitimcilerin yanlış yönlendirmeleriyle büyüyen çocukların ne kadar farkındayız ya da iş arkadaşımızın, ev arkadaşımızın, sınıf arkadaşımızın, hayat arkadaşımızın çocukluğunun kendi çocukluğu olup olmadığının ne kadar farkındayız?
Ne mi fark eder diyenler; hastaneye gittiğinizde sizinle ilgilenmeyen üzerine bir de hastalandığınız için sizi azarlayan doktor için: “bu ne biçim doktor ya!”, bir cafeye gittiğinizde masaya oturduğunuz anda göz göz gelmenize rağmen size başıyla bile hoş geldiniz deme nezaketinde bulunmayıp uzun bir süre sonra sizin imdat diye bağırmanızla masanıza teşrif edip “sizin ne vardı?” diyen garson için: “aldığın parayı haket ya, el-insaf!” dediğiniz anları ya da benzerlerini hatırlarsa ne demek istediğim daha iyi anlaşılır sanırım.
Acaba doktorluk ve garsonluk kendi seçimleri miydi? Bir insanın mutlu olması için doktor olması yeterli midir ya da garson olması mutsuz olması için yeter bir sebep midir? Siz hiç mutlu doktor ya da mutlu garson görmediniz mi? Sizinle o kadar iyi ilgilenip neredeyse hesaba yakın bahşiş bıraktığınız garsonlar olmadı mı yaşamınızda?
Çocuklarımızın mutluluğu için, onlar adına, bu hayattan ne istediğimizi lütfen bir kere daha düşünün.